

Güneşin yaydığı radyasyon cildimizden kolayca içeri nüfuz eder. Bu durum vücudumuza hem faydalı hem de zararlı olabilecek biyolojik reaksiyonlara neden olabilir. Zira bu radyasyon ışınları bedenimize gereğinden fazla nüfuz edebilir.
Bugün biliyoruz ki güneş ışınlarının yaydığı radyasyon günden güne büyüyen bir sağlık problemi haline gelen cilt kanserine yol açmaktadır. Cilt kanseri, özellikle çocukluk döneminde gereğinden fazla güneş ışınlarına maruz kalmakla direkt ilintilidir.
Çocuk cildi yetişkinlere oranla çok daha hassastır. Kendini güneşin zararlı etkilerine karşı koruyamaz ve yıllarca maruz kaldığı güneş yanıklarını “hafızasında” tutar. Bu bağlamda çocukluk, cildi güneşten korumak adına anahtar bir dönemdir.
Çocuk cildinin bu savunmasızlığı göz önüne alınarak geliştirilmiş koruyucu güneş kremlerini kullanmak ve bunları uygun bir şekilde çocuklara uygulayabilmekte anne ve babalara büyük rol düşmektedir. Ne de olsa çocuklarının geleceği söz konusudur.
Doktor Clarence de Belilovsky, Dermatolog
Güneş Işınları
Güneşin cilt üzerinde gözle görülebilir etkileri
Güneşin cilt üzerinde gözle görülmeyen etkileri
Çocuk cildinin güneşle temasına dair özellikler
Güneş kremleri: kimyasal mı yoksa mineral içerikli kremler mi?
Koruma Faktörleri (SPF)
Çocuklar için üretilen koruyucu güneş kremlerinin özellikleri
Dünyaya ulaşan güneş kaynaklı radyasyonun vücudumuzdaki etkileri üç ana faktör etrafında incelenebilir:
• Gözle görülür ışınlar,
• Infrared (IR),
• Ultraviyole (UV): A (UVA) ve B (UVB) .
Ozon tabakası, uzunluğu 290 nanometreden az olan UV ışınlarını (UVC) ve en kısa UVB ışınlarını (280-290 nanometre) durdurur.
Farklı ışınlar:
İnsanlar üzerindeki etkisi ister zararlı ister faydalı olsun, bu ışınların etkisi dalga boylarına, kuvvetlerine ve cildin ne kadar derinine nüfuz ettiklerine bağlıdır.
Dalga boyu uzadıkça ışınlar cildin en alt tabakalarına kadar ulaşı. İşte bu, UVA ışınlarının UVB’ ye oranla neden insan cildinin daha derin bölgelerine inebildiğini açıklar.
UVA ışınların önemi
Çok kısa bir zaman öncesine kadar bilim insanları sadece güneş yanıklarından sorumlu enerjik UVB ışınları üzerinde yoğunlaşmıştı. Ancak araştırmalar gösterdi ki UVA ışınları da yanıklar üzerinde önemli bir role sahiptir.
Güçlü ışınlar değiller fakat:
• İnsan cildi gün boyunca UVB ışınlarından 1000 kez daha fazla UVA ışınlarına maruz kalıyor.
• UVA ışınları UV ışınlarının %98’ini temsil ederken bu oran UVB için sadece %2.
• UVA ışınları tüm gün etkisini sürdürürken UVB ışınlarının en etkili olduğu zaman öğleden sonradır. Sabah erken saatlerde ve geceleri etkisi son derece düşüktür.
• UVA ışınları etkisini hep aynı kuvvette, yıl boyunca gösterirken UVB ışınları yazın güçlenirken kış aylarında ise oldukça güçsüzleşir.
Dolayısıyla güneşten korunma adına en güncel tavsiyeler kullanacağınız ürünün UVA,UVB ve infrared ışınlarına karşı koruma sağlayabilmesi yolundadır.
Ozon tabakasında meydana gelen kayıplar
Bu durum çok endişe vericidir zira ozon tabakasındaki delik daha fazla UVB ışının cildimizle temas etmesine yol açmaktadır.
Derimize temas eden güneş çeşitli faktörlere göre farklılık gösterir, bu faktörler şöyle sıralanabilir:
• Mevsim: Temmuz ayında kuzey yarımküre kışın meydana gelebilecek güneş yanıklarından 100 kat daha fazla risk altındadır.
• Enlem: Güneş etkisi ışınlarının paralel olarak yansıdığı ekvator çizgisi üzerinde en üst noktaya ulaşır. Çünkü ozon tabakasındaki yolculuğu çok daha kısadır.
• Rakım: UVB ışınlarının miktarı yukarı doğru her 300 metrede bir %4 oranında artar. Bu da dağlarda neden daha çok güneş yanığı riski altında olduğumuzu açıklayan faktörler arasındadır.
• Zaman dilimi: Sabah ve akşam saatlerinde güneş ışınları eğik açılarla yeryüzüne ulaşır. Ancak saat 11 ile 2 arası UVB ışınlarının maksimum kuvvette oldukları saatte ozon tabakası dünyaya daha çok güneş ışığı ulaştırır.
• Bulut: Kalınlık ve yüksekliklerine göre bulutlar bir kısım UV ışınını filtre edebilirler. Ancak gökyüzünün bulutlarla kaplı olduğu bir günde bile güneş yanığı riski vardır.
• Zeminin durumu: Güneş ışınlarının yansıma gücü, zeminin kar (85%), kum (17%), su (5%) ya da çimle kaplı olup olmadığı gibi durumlara göre farklılık gösterir. Bu yüzdendir ki dağlar, her şekilde daha tehlikelidir. Zira hem yükseklikten dolayı daha çok UVB ile karşı karşıya kalınır hem de yansıma şüphesiz daha fazla olacaktır.
• Su: UV ışınlarını %20’ye kadar yansıtabilir. Yani suyun altında da güneş yanığına maruz kalmak mümkündür.
Aslında güneş ışınları vücudumuz için pek çok yararlı reaksiyonu aktive eder. Özellikle D vitaminin sentezini sağlar. Bu vitamin de kalsiyum metabolizmalarını harekete geçirerek kemik gelişimini mümkün kılar. Güneş psikolojimiz üzerinde de olumlu rol oynar (mevsimsel depresyonları engeller).
Diğer yandan güneş kaynaklı radyasyon ise zararlı biyolojik etkilere neden olur. Neyse ki cildimizin yapısında doğal bir korumu kalkanı vardır ve güneşle temasımızdan yalnızca birkaç gün sonra harekete geçer. Yanık tenimizin sebebi olan stratum korneum ve melanojenezi kalınlaştırır.
Bronzlaşmak ve güneşten korunma
Melanojenez, güneş etkisiyle melanin pigmenti oluşturur.
Bu durumda iki tür pigmentten söz edilebilir:
• Kahverengi-siyah pigmetler ya da eumelanin,
• Kırmızı pigmentler ya da phaeomelanin
Bu pigmentlerin dağılımı kişiden kişiye değişir. Bu da güneş yanığının cildinize nasıl bir renk tonu bırakacağını belirleyen “fototip”ler oluşturur:
Fototip
Saçlar
Ten Rengi
I
II
III
IV
V
VI
Kızıl
Sarışın
Açık kahverengi
Orta-kahverengi
Koyu kahverengi
Siyah
Süt beyazı
Sarışın
Mat Sarışın
Mat
Mat
Siyah
Çiller
+++
++
+
0
0
0
Güneş yanığı
Sabit ++
Sabit +
Sık
Seyrek
İstisna
Eksik
Bronz
0
Hafif bronzlaşmış
Açık ya da koyu ten
Koyu
Çok koyu
Siyah
Bronzlaşma, ultraviyole ışınlarına maruz kalan cildin kendini korumak adına başvurduğu mekanizmanın bir parçasıdır. Güneş ışınlarının temas ettiği noktaların ya da tüm vücudun rengini koyulaştırır.Bu dönüşüm cildin doğal pigmenti melanini giderek artan oranlarda üretmesine bağlıdır. Bronzlanşmanın aşama aşama ilerlemesinin de sebebi budur.
Güneşlenmenin ilk saatlerinde: güneşin şiddeti, güneşlenme süresi ve ışınlara maruz kalan kişinin fototipine göre bağlı olarak iki tür durum ortaya çıkabilir:
• İnfrared ışınlarının yaydığı ısıya bağlı “güneş çarpması” (baş dönmesi ve baş ağrısı) ya da hatta “sıcak çarpması” (Akut sıvı kaybı beraberinde bilinç bulanması ve kaybı). Bu durum özellikle çocuklarda ortaya çıkar.
• Epidermis UVB ve kısmen UVA ışınlarının etkisiyle yanabilir ve “güneş yanığı”na sebep olur.
• Cildimizin aldığı geçici önlemlerin bir parçası olarak, UVA ışınları ciltte hafif bir bronzlaşmaya sebep olur.
Uygun koruyucu önlemler alınmadan uzun yıllar tekrarlanan güneşlenme safhaları cildin yapısında bozulmalara neden olur:
• UVA ışınları yaşlanmayı çabuklaştırır ve cildin elastikiyetini kaybetmesine sebep olur.
• UVB ışınları UVA ışınlarının da yardımıyla oluşturduğu fotokarsinogenez mekanizma yoluyla cilt kanserine sebep olurlar.
Epitelyom şu belirtiler dahilinde teşhis edilebilir; sağlıklı cilt üzerinde oluşan minik, beyaz ya da pembe hareler veya inatçı yara kabukları, deri üzerinde beliren kötü huylu melanomlar ve leke yada benlerde görülen yapı bozuklukları.
Bu melanomları erken teşhis edebilmek için benlerinizi sıkı takip altında tutmalı, görünüş, yapı, renk, kalınlık değişimlerine dikkat etmelisiniz. Bu belirtiler dâhilinde doktora görünmekten çekinmeyin.
Gözle görülür etkilerin çok daha ötesinde güneş, cildi beklenmedik tehlikelere maruz bırakır ve deri altında iki önemli noktada derin etki yaratır: hücresel DNA ve Kutanöz bağışıklık sistemi.
Vücudumuz anormal hücreleri elemine etmek adına P53 proteini ve Langerhan hücrelerinden oluşan bir savunma sistemine sahiptir. Ancak şu iyi bilinmelidir ki, fazla güneşlenmek bu savunma sistemlerini etkisiz hale getirebilir.
DNA lezyonları ve P53 proteini
Zararlı UV ışınları DNA. Lezyonlarına sebep olur. Bu lezyonlar durumu düzeltmesi için gerekli olan P 53 proteinine ulaşmak adına hücre savunması ve tamiri mekanizmalarını harekete geçirir:
• Söz konusu hasar fazla ciddi değilse P53 proteini DNA’nın onarılmasını mümkün kılar. Ancak hasar onarılamaz çıkarsa P53, güneş yanığı hücreleriyle birlikte hücre ölümünü gerçekleştirir.
• Zamanla ve güneşlenme devam ettikçe P53 mutasyona uğrayıp etkisiz hale gelebilir. Bu durumda anormal hücreler çoğalır ve cilt kanserine neden olurlar.
Foto-İmmunosüpresyon ve Langerhans hücreleri
Langerhans hücreleri bekçi işlevi gören epidermal hücrelerdir. Yabancı maddelere ya da kanserli hücreleri bulur ve bağışıklık sistemi sayesinde bunların yok edilmesini sağlarlar.
UV radyasyonu Langerhans hücreleri sayısını azaltır ve işlevlerini görmelerine engel olur. .
Hasara uğramış ya da engellenmiş Langerhans hücreleri anormal hücreleri tanıma ve sistem dışına atma görevini artık yerine getiremezler. İmmunosüpresyon, hasarlı hücre birikimine neden olur. Bu birikim de fotokarsinogeneze yani cilt kanserine yol açar.
• Dermis, çocuk 3 yaşına gelene kadar gelişimini tamamlayamaz. Yetişkinlere oranla daha incedir. Kolajen ve elastin dokuları orta gelişmişliktedir. Cilt bu durumda iken UV ışınları derinin bu tabakasına gereğinden fazla nüfuz ederse, cildin normal gelişim hızına engel olurlar.
• Sebasöz bezleri 7 yaşına kadar gelişimini tamamlayamaz. Çocuk cildinin bu denli kuru olma eğilimi işte bu sıvılardan oluşan koruyucu tabakanın eksikliğindendir. Bu halde güneş durumu iyice kötüleştirir.
• Son olarak ter bezleri ise ancak çocuk 3 yaşına geldiğinde tam olarak işlev görür hale gelirler. Bu yüzden gereğinden fazla güneş altında kalan küçük bir çocuk, söz konusu bezlerin yeterince çalışmamasından dolayı biriktirdiği enerjiyi terleme yoluyla dışarı atamaz. Sonunda sıcak çarpmasıyla yüz yüze gelinir ve akut su kaybı gibi çok ciddi bir rahatsızlıkla hastaneye başvurmak artık zaruridir.
Çocuk cildi daha olgunlaşmamıştır ve gelişiminin tam ortasındadır,< br> özel ilgi ve korunmaya muhtaçtır.
• Epidermiste pigmentasyon hücrelerinin (melanositler) miktarı oldukça azdır ve bebek bir yaşını doldurana kadar da bu miktar olması gereken seviyeye ulaşamaz. Yani bir yetişkine göre sayıları oldukça yetersizdir. Pigmentasyon hücreleri gibi bağışıklık sistemi hücreleri de (Langerhans hücreleri) henüz gelişimlerini tamamlamamıştır. Bu eksiklik ise onları UV ışınlarına çok daha duyarlı bir durumda bırakır. Hücresel kohezyon oranı düşüktür yani ışınlar deriye çok daha kolay nüfuz edebilirler. Tüm bu faktörler cildi UV ışınlarına karşı duyarlı hale getirir.
Çocuk cildi güneşe daha çok maruz kalır
Çocukluk cildin güneşle temasının hat safhada olduğu bir dönemdir (dışarıda oyun oynama, okul gezileri. vs). 18 yaşınıza geldiğinizde bir ömür boyu cildinize nüfuz edecek güneş ışınlarının neredeyse yarısı şimdiden derinize işlemiştir. Bu hesapla 18 yaşındaki bir gencin yıllık güneş dozu, yetişkinlere oranla 2-3 kat daha fazladır. Kısa bir dönem boyunca şiddetli güneş ışınlarına maruz kalmanın hayatınızın geri kalanında aynı dozda güneşte kalmaktan daha önemli olduğunu artık biliyoruz.
Çocuk cildinin hafızası vardır
Çocuklukta meydana gelen bir güneş hasarı kişiyi yetişkinliğine kadar takip eder ve görülür izlere sebep olur. Diyelim ki UV ışınları cildin hücresel DNA’sında hafif ölçekte bir zarara neden oldu. Ancak bu hasar uzun vadede çoğaldı ve iyi bir şekilde onarılamadı. Bu aşamada hücreler pekâlâ kanserli hale gelebilirler. Öyleyse koruyucu güneş kremlerine DNA koruması eklenmesinin çocukların cilt sağlığı için ne denli büyük bir adım olduğunu söylemek hiç de abartılı olmayacaktır.
Araştırmalarda, çocuklukta çok fazla güneşe maruz kalmanın özellikle sıkça denetimlenmiş acılı güneş yanıklarının, yetişkinlikte melanoma görülmesi adına bir risk faktörü oluşturduğu görüldü. Söz konusu risk benlerin sayısıyla da orantılı bir şekilde artmaktadır.
Çocukları güneşten korumanın faydaları
Yapılan araştırmalar sonucunda çocuğunuzu güneşten koruma çabalarınızın meyvelerini yetişkinlikte verdiği görülmüştür. Diğer bir araştırmada ise, kendisine çocukluk ve ergenlik çağında düzenli bir şekilde 15 faktörlü güneş kremi uygulanan bir bireyin yetişkinliğinde, cilt kanseri riskinin %60 oranında geriye çekilebildiği ortaya çıkmıştır.
• Kimyasal filtreler güneş ışınlarından gelen enerjiyi soğururlar. İçeriklerine bağlı olarak, güneş ışınlarının sadece belli dalga boylarını emerler. UVA ve UVB ışınları için ayrı kimyasal filtreler vardır. Geniş çapta korumayı sağlamak için birkaç filtreyi birleştirmek gerekir. • Mineral güneş koruyucular UV ışınlarını "yansıtırlar" ve "dağıtırlar", aynı zamanda ayna görevi görürler. UV ışınlarının tüm serisini (UVA ve UVB) filtrelerler. Kremlerde kullanılan mineral koruyucular fotostabildir. Cilt yüzeyinde film tabaka oluştururlar böylece cilde nüfuz etme riskini limitlerler ve güvenirliklerini kanıtlarlar. • Organik-mineral güneş koruyucular veya filtreler diğer filtrelerin birleşimleridir. UV ışınlarını emerler ve yansıtırlar, fakat kimyasal filtrelerin aksine, UV ışınlarına karşı çok daha geniş bir koruma sağlarlar. Fotostabil olmaları, cilt yüzeyinde kalıcı kalite göstermeleri onları çocukların ciltleri için çok daha uygun hale getirir.
• UVB ışınları için, SPF, ürünün güneş yanığına karşı ne kadar kuvvetli olduğunu ifade eder.
SPF laboratuar testleriyle ölçülür. Krem uygulanmış belirli bir alanın güneş yanığından kızarması için gereken ışın yoğunluğunun, krem kullanılmamış bölgenin kızarması için gerekli ışın yoğunluğuna orantısıdır. Yani SPF 10 özellikli bir krem, UV ışınlarına yalnızca 1/10 oranında izin verir ve bu da %90 oranında bir korumayı ifade eder. SPF 50 özellikli bir krem ise 1/50 oranında UV ışınına izin verir ve bu da %98’lik gibi bir korumayı temin eder.
Ama dikkatli olmanızda fayda var:
• SPF güneşlenme süresini ifade etmez. Yani SPF 50 özellikli bir kremle tek uygulamayla güneş altında 50 kat daha fazla kalamazsınız.
• SPF uygulamadan sonra en fazla 2 saat etkisini gösterebilir. Bu yüzden krem düzenli bir şekilde yeniden uygulanmalıdır.
Neden her geçen gün daha yüksek koruma faktörlü (SPF değerli) ürünler öneriliyor?
Çünkü farkına vardık ki günlük hayatta tüketiciler söz konusu kremleri yeterli miktarda ve sıklıkta kullanmıyorlar. Örneğin SPF25 özellikli bir kremin çok az miktarda uygulanması halinde ürünün koruma özelliği SPF 5’e kadar düşebiliyor.
• UVA ışınları için: UVA ışınlarından korunmayı ihmal etmeyin. Aldığınız ürünün hem UVB hem de UVA ışınlarına karşı etkili olmasına dikkat edin. Uygulamada UVB ışınlarına karşı yüksek faktör korumaya sahip bir ürün size güneş yanığına maruz kalamadan daha uzun süre güneşlenebileceğinizi düşündürebilir. Hâlbuki bu sırada UVA korumasının yetersizliği, bu ışınların cildinizde zararlı ve gözle görülmeyen etkiler bırakma riskini yükseltecektir.
UVA koruma faktörü UVB koruma faktörünün en az üçte biri kuvvette olmalıdır.
UVA ve UVB ışınlarına karşı tam koruma sağlayan ürünler tercih etmek artık bir zorunluluktur.
1. Yüzey koruması.
Güneş yanığına ve güneş ışınlarının kümülatif etkilerine karşı geliştirilen korumanın miktarı: SPF değeri yüksek olmalı (en az 50+ faktör).
• Etki yelpazesi geniş olmalı: UVB, UVA, infrared,
•Işınların derinin altına nüfuz etmesini önlemek için stratum korneum tabakasına onarıcı etkisi olan mineral ve organo mineral içerikli ürünler.
2. Derinlemesine koruma.
• Genom (hücresel DNA) korumalı,
• Foto-İmmunosüpresyona karşı etkili.
3. Suya dayanıklılık.
4. Güneş ve ısıya dayanıklılık (fotostabilite).
5. Belirli bazı testlere karşı onaylanmış tolerans değerleri.
6. Parfümsüz
Korumanın kuvveti cilt tipinize (fototip) ve maruz kalacağınız güneş ışığına göre seçilmelidir. Güneş ışığının derecelendirilmesi için yakın zamanda bir UV-indeksi yayınlandı. Böylece güneşleneceğiniz coğrafyanın konumuna, içinde bulunduğu mevsime ve saate göre maruz kalacağınız UV ışınlarının kuvvetini rahatça öğrenip, doğru seçimi yapabilirsiniz.
UV-indeksi
1 ve 2
Doğru SPF seçimini nasıl yapabilirsiniz?
Bilmeniz gereken değerler
3 ve 4
5 ve 6
7 ve 8
9 ve 10
Güneşin
şiddeti
Zayıf
Orta
Kuvvetli
Çok kuvvetli
Aşırı
Güneşlenme zamanı
ilk güneşe çıkış,
açık tenli
> 1 saat
40 dakika
30 dakika
20 dakika
15 dakika
Dr M. Jeanmougin’e göre
UV indeksine ve cilt tiplerine göre yetişkinler için uygun görülen koruma faktörü önerilerinin çoğu 6 ila 50+ arasında değişiyor. Çocuklar söz konusu olduğunda cilt tiplerine bakmaksızın daha yüksek koruma faktörlü ürünler kullanmak akıllıca bir seçim olacaktır (en az SPF 30). Açık tenli çocuklar tüm tatil boyunca aynı koruma faktörlü ürünü kullanmalıdır. Daha koyu tenli çocuklar için aşamalı olarak SPF değeri güneş ışığının türüne (çok kuvvetli ya da orta) göre düşürebilir.
Bugün bile çocukları güneşten korumada yetersiziz. Fransa’da çocukların %33’ü, ergenlerin ise %62’si cilt tiplerine göre gereğinden fazla güneşe maruz kalıyor. Avustralya’da bebeklerin yarısı güneş yanıklarından muzdarip. Buna ek olarak iyi alışkanlıklarda bir kenara bırakıldı: 1-2 yaş arasında çocuklarda görülen güneş yanığı vakaları ikiye katlandı, 1-6 yaş arası çocukların güneşten korunacakları şekilde giydirilmesi %50 oranında geriledi.
1. Çocuğunuzu direkt güneş ışığına maruz bırakmayın. Güneş yanıkları tehlikelidir.
2. 11.00-16.00 saatleri arasında çocuklarınızı güneşe çıkarmayın.
3. Çocuğunuz cildine göre üretilmiş güneş kremlerini kullanın.
Zorunlu kaldığınız hallerde çocuğunuzu güneşe çıkarırken mutlaka bebek ve çocuklar için özel olarak formüle edilmiş kremleri kullanın. Denize her girişinden sonra ve belirli aralıklarla bol miktarda kremle işlemi tekrarlayın. UVA ve UVB ışınlarına karşı koruma etkilerine göre yüksek faktörlü kremler kullanın (SPF 50+). Hipoalerjenik, parfümsüz, alkolsüz, yapay renklendiricisiz, mineral ve organo-mineral filtre içerikli ürünleri tercih edin. Hassas ve güneşten fazla etkilenen bölgelerini korumayı ihmal etmeyin (alın, yanak, burun ve dudaklar.).
4. Koruma kremlerini güneşe çıkmadan önce uygulayın...
...sahile ya da sörf dersine gitmeden, yürüyüşe çıkmadan önce vücudunuza kalın bir tabaka krem sürün. Gözle görülür miktarda krem kullanmak ürünü vücudunuza yaymayı kolaylaştıracaktır.
Her iki saatte bir ve her suya girişinizden sonra krem sürme işlemini bolca bir miktarla tekrarlayın.
En kısa zamanda çocuklarınıza kendi vücutlarına krem sürmeyi öğretin. Örneğin kollara uygulamayı öğretmekle başlayabilirsiniz.
5.Çocuklarınızı gölgede, şemsiye altında ya da bulutlu havalarda bile koruma altına alın (UV ışınlarının %80’inden fazlası bulutların arasından geçebilir).
6. Uygun giysiler seçin.
Sahilde ve parkta giymesi için uzun siperli bir şapka mesela.
UV ışınlarından daha çok korunabilmesi için kalın bir penye t-shirt.
Güneş gözlüğü: Çocuklarınızın gözleri hassastır ve kötü bir gözlük kullanmak geri dönüşü olmayan lezyonlara sebep olabilir. Gözlük alırken EC standardını arayın, 3. ya da 4. Kategoride olan, yüzü mümkün olduğunca çok kaplayan modeller seçin. Kayak için bir maske edinilmelidir.
7. Tuzaklara düşmeyin.
Rüzgâr ve su ferahlatır. Ama unutmayın ki UV ışınları hala orada.
Su, kar, asfalt, kum hatta çimen bile UV ışınlarını yansıtır. Çocuğunuzu her koşulda koruma altına alın.
8. Belirli aralıklarla çocuklarınıza içecek bir şeyler verin.
Susuz kalmamalıdırlar. Susamamış olsalar da verin. Sıcak çarpmasını önlemek için bunu yapmanız gerekir. Ve ayrıca hayat boyu elde etmemizde fayda olan bir alışkanlıktır sıvı tüketmek.
9. Güneş kremlerinize iyi bakın.
Şişesini iyice kapayın, direkt güneş ışığına bırakmayın ve en önemlisi açılmış bir ürünü asla bir sonraki yıl tekrar kullanmayın.